Aşk Nasıl Çalışır
Bard tarafından 08 Aralık 2009, Salı tarihinde yazıldı.

Memelilerin sadece yüzde üçü (insanların dışında) bizim gibi aile formunda ilişkiler kurmaktadır.
Aşk Nedir
Romantik aşk bizi hem neşelendirir hem de motive eder. Ayrıca türümüzün devamı açısında kritik bir önem taşır. Romantik aşkın çekimi olmasaydı tamamıyla farklı olan, hayvanlar alemindeki bir takım sosyal çevrelere benzeyen bir toplumda yaşıyor olurduk. Aşık olduğumuz zaman beynimizde harekete geçen kimyasallar çeşitli amaçlara hizmet eder ve temel hedef türü devam ettirmektir. Bu kimyasallar aileler oluşturmayı ve çocuk sahibi olmayı istememizi sağlarlar. Çocuk sahibi olunca bu kimyasallar bizi bir arada kalıp bu çocukları yetiştirmeyi isteyecek şekilde değişime uğrar. Yani bir bakıma aşk bizim çoğalmamızı sağlayan bir tür kimyasal bir bağımlılıktır.

Hepimizin bilinçaltında bir yerlerde ideal partnerimizin nasıl olması gerektiğine dair bir kalıp vardır. İşte bu aşk haritası kalabalık bir mekanda kimin dikkatimizi çekeceğini belirler. Peki, bu kalıp nasıl şekillenir?
Dış Görünüş
Birçok araştırmacıya göre bize ebeveynlerimizi anımsatan kişilere ilgi duymaya yatkınız. Hatta bazı araştırmacıların tespit ettiğine göre bize kendimizi anımsatan kişilere çekim duyarız. İskoçya, St. Andrews Üniversitesinden Bilişsel Psikolog David Perrett bu konuda bir araştırma yaptı ve bu araştırmaya katılan kişilerin fotoğraflarını bilgisayarda karşı cinse dönüştürdü ve bunları başka bir takım fotoğraflarla birlikte bu kişilere göstererek en çekici buldukları fotoğrafı seçmelerini istedi. Dr. Perrett'in araştırmasında deneklerden hepsi kendi yüzlerinin dönüştürülmüş hali olan fotoğrafı seçti (ve kendilerine ait olduğunu fark etmediler).
Kişilik
Dış görünüşte olduğu gibi, karakter, espri anlayışı, zevkleri ve sevmediği şeyler bakımından bizlere anne veya babalarımızı (veya çocuklukta yakın olduğumuz kişileri) anımsatan insanlara ilgi duyma eğilimindeyiz.
Feromon
Tartışmalı bir konu olan insan feromonları aşk araştırmalarında da büyük bir önem taşımaktadır. Feromon kelimesi latince pherein ve hormone kelimelerinden türemiştir ve “heyecan taşıyıcı” anlamına gelir.
Hayvanlar aleminde feromonlar, idrarda veya terde bulunurlar ve cinsel davranışları ve karşı cinse çekimi yönlendiren kişisel parmak izi gibi olan kokulardır. Hayvanların birilerini tanımasını ve sağlıklı döllenme için bağışıklık sistemi kendilerinden yeteri kadar farklı olan eş seçmelerini sağlar. Burunlarında vomeronasal organ (VNO) adı verilen ve bu kimyasal kokuyu alan özel bir organ bulunur.
İnsan feromonlarının varlığı 1986 senesinde Philadelphia ve Fransa'da bulunan Kimyasal Duyular Merkezindeki (Chemical Senses Center) bilim adamları tarafından keşfedildi. Bu kimyasallar insan terinde bulundu. Ayrıca bütün insanlarda değil ama bazı insanlarda VNO bulunduğu da keşfedildi. Bütün insanlarda VNO mevcut olmamasına, olanlarda da çalışmama ihtimaline rağmen koku her zaman aşkın önemli bir parçası olmuştur. Bu konuda yapılan bir deneyde, kendilerinden çekici buldukları kişiyi bir grup erkeğe ait,ter kokan tişörtleri koklayarak seçmeleri istenen kadınların çoğu hayvanlar aleminde olduğu gibi bağışıklık sistemi kendilerinkinden en farklı olan erkeğe ait tişörtü seçmiştir.
Göz göze bakmak
Stonybrook, New York Üniversitesinden Profesör Arthyr Aron insanların aşık olduklarında ne olduğu araştırmaktadır ve bulgularına göre sadece göz göze bakmak bile olağanüstü bir etkiye sahip. Yürüttüğü deneyinde Prof. Aron birbirine tamamen yabancı karşı cinsten iki insanı karşılıklı oturtup 90 dakika boyunca kendileri hakkında özel konularda konuşturdu. Daha sonra da hiç konuşmadan sadece 4 dakika boyunca birbirlerine bakmalarını istedi. Sonuç ne mi oldu? Çoğu denek birbirlerine karşı derin bir çekim hissetti ve hatta iki tanesi altı ay sonra birbirleriyle evlendi.
Afrodizyaklar
Gıda ve İlaç Kurumuna göre afrodizyaklar “gerçeğe değil halk bilimine” dayanmaktadır. Fakat insanlar hala belirli gıdaların, bitkilerin ve esansların aşkı tetikleyici özelliğine inanmaya devam etmektedir. Aşk hayatınız üzerinde gerçek bir etkiye sebep olabilecek veya olmayacak yaygın birkaç afrodizyak vardır. Discovery Health bunlardan bazılarını sıralamıştır:
- Kuşkonmaz: Bu bitkideki E vitamininin cinsellik hormonlarını harekete geçirdiği söyleniyor.
- Acı biber: Bazı araştırmacılara göre acı biber yemek belki bir takım diğer hisleri ortaya çıkarabilecek endorfin hormonu salgılamamıza sebep oluyor.
- Çikolata: Bu Sevgililer Günü vazgeçilmezi vücudumuzun aşıkken ürettiği kimyasallardan olan feniletilamin içerir.
- İstiridye: İstiridye yüksek miktarda çinko içerir bunun da testosteron üretimini arttırır. Testosteron her iki cins için de libidoyu arttırmaktadır.
Mabet ağacı(Gingko), kuduzböceği tozu ve Damiana da diğerleridir.
Bunların hepsinin cinsel isteği veya erkeğin cinsel gücünü arttırması beklenir. Ama eğer sizi daha ilgili yapan bir takım hormonları harekete geçiriyorsanız o zaman biriyle tanışıp aşık olmaya daha eğilimli olursunuz. Ve gerçekten bunlar işe yaramasa bile bazıları der ki; inanmak başarmanın yarısıdır.
Aşkın Türleri/ Aşamaları: Şehvet ve Çekim
Aşkın üç belirgin türü veya aşaması vardır:
- Şehvet ve erotik tutku
- Çekim veya romantik tutku
- Bağlılık ve sadakat
Bu üçü de aynı insana karşı hissediyorsanız gerçekten güçlü bir sevgiye sahipsiniz demektir. Bazense şehvet duyduğumuz kişi gerçekten aşık olduğumuz kişi olmayabilir.
Şehvet
İnsanlar gençken ergenliğin hemen akabinde östrojen ve testosteron vücutlarımızda ilk defa aktif hale gelir ve aşkı tecrübe etme isteği yaratır. Bu arzular yani şehvet ergenlikte ve hayatımızın geri kalanında oldukça büyük rol oynar. Lisa Diamond'ın “Şehvet ve Romantik Aşk” başlıklı yazısına göre (Psikolojik Bilimdeki Güncel Rotalar Cilt 13 No. 3) aşk ve şehvet iki farklı şeydir çünkü temelde farklı sebeplerle oluşurlar. Şehvet cinsel birleşme sebebiyle gelişirken, romantik aşk çocuk sahibi olma ihtiyacı ile gelişir. Romantik partnerimize karşı çoğu zaman şehvet duysak da bazen duymayabiliriz ve bunun bir zararı yoktur veya bazen şehveti partnerimiz dışında başka birine karşı da hissedebiliriz. Dr. Diamond'a göre bu normal bir durum.
Seksolog John Money aşk ile şehvet arasına şöyle bir çizgi çiziyor: “Aşk belin üstünde mevcuttur şehvet ise bel altıdır. Aşk liriktir. Şehvetse müstehcendir.”
Feromonlar, görünüm ve bir eş adayında aradığımız bize ait, öğrenilmiş özellikler kime şehvet duyduğumuzu etkilemektedir. Şehvet olmadan, o özel kişiyi belki de hiçbir zaman bulamayız. Ama şehvet ile “bakınmaya” devam ederken romantizm arzumuz bizi bir çekime sürükleyebilir.

İlk hisler şehvetten gelir (veya gelmez) peki sonra ne olur? Eğer ilişki devam ederse çekim ortaya çıkar. Çekim veya romantik tutku oyuna dahil olur ve biz genellikle mantıklı düşünme yetimizi kaybederiz (en azından konu çekimin kaynağı olan kişiye gelince). Bu aşamada klişe söyleyiş “Aşkın gözü kördür” gerçek olur. Genellikle partnerimizin kusurlarını göremeyiz. Onları gözümüzde büyütüp, kafamızdan bir türlü atamayız. Bu büyük zihin meşguliyeti ve sürükleniş biyolojik yapımızın bir parçasıdır.
Bu aşamada çiftler birbirlerini tanımak için birlikte saatler geçirirler. Eğer bu çekim etkisini kaybetmez ve karşılıklı hissedilirse daha sonra genellik üçüncü aşamaya geçilir. Bağlılık.
Bağlılık
Bağlılık veya sadakat aşkın devamlılık aşamasıdır. Fantezi aşkı geçerek gerçek aşkın içine girersiniz. Bu aşamada aşk, çok sayıdaki sorunun ve dikkat dağıtıcı şeyin üstesinden gelebilecek kadar güçlü olmalıdır. Minnesota Üniversitesinden araştırmacı Ellen Berscheid ve diğer kişilerin çalışmaları göstermiştir ki; bağlılık aşamasında aşık olduğumuz kişiyi ne kadar mükemmel görürsek, ilişki o kadar güçlenir.
Austin Texas Üniversitesindeki psikologlar da aynı sonuca ulaştılar. Mükemmelleştirmenin insanları bir arada tuttuğunu ve onları evlilikleri boyunca mutlu kıldığını gördüler. Bu çalışmanın baş araştırmacısı Ted Huston “ Genellikle bu bir kişinin eşi üzerinde iyi bir izlenim oluşturmasına, eşini kendisinden daha sorumluluk sahibi biri olarak görmesine bağlıdır.” diyor. “ Bunu yapabilen kişiler yapmayan veya yapamayan diğer insanlara göre daha uzun süreli ilişkiler yaşamaktadır.” Bu aşamadaki kilit nokta cinsel ilişki sırasında salgılanan oksitosin, vasopressin ve endorfin hormonlarıdır.
Etiketler:
Yorumlar
Üye Girişi
Siz de bildiğiniz konuları bizimle paylaşabilir, nassil.com'da yazar olabilirsiniz. Ücretsiz üye olmak için tıklayın.
