Gerçek Kont Drakula Kimdi - Kazıklı Voyvoda
barefoot tarafından 22 Aralık 2009, Salı tarihinde yazıldı.

Dracula'nın bir portresi
Tepeş, Almanya'nın, Macaristan'ın ve Türklerin dış etkilerinden kurtulmuş birleşmiş bir Romanya istemekteydi. Yerel gücü sağlamlaştırması oldukça sert oldu. 1456 Paskalya gününde bütün bölgelerin asillerini bir yemek davetinde topladı. Yemeğin arkasından en yaşlı ve güçsüz olanını öldürttü geriye kalan davetlileri de kendine aldığı 50 mil ötedeki yıkık dökük kaleye sürdü. Birçoğu takatsizlikten ve kötü muameleden ölürken hayatta kalanlar kalenin dışında canlı canlı kazıklara oturtuldu.
Vlad'ın babası Vlad Dracul Eflak'ı 1436'dan 1442 yılına kadar yönetmişti daha sonra tahttan indirilmiş 1443 ile 1446 arasında da yeniden başa geçmiştir. Hristiyan şövalyelerinin gizli bir örgütü olan Order of the Dragon'a alındığında “Dracula” adını almıştır. Bu isim daha sonra ondan nefret edenler ve korkanlar tarafından Tepeş ile değiştirilmiştir.
Vlad Drakula'nın sosyal ideolojileri çelişkiliydi. Bir aziz olarak anılmak istiyordu ama Tepeş'in azizlik mertebesine alınacağını reddeden Katolik bir rahibi öldürtmüştü. Davranışları hiç de azizlere yakışır türden değildi, hükümdarlığında fakirliği bir ceza olarak görüyordu ve bir gün fakirlikten muzdarip kişileri kendisiyle yemeğe davet etti. Yemeğin sonunda, yemek odasını kilitleyip muhafızlarına odayı ateşe vermelerini ve içerdekileri öldürmeleri emretti.
Yabancı düşmanları bu kişilerle (daha kötü değilse de) aynı kaderi paylaştı. Tepeş ve erkek kardeşi, babası onları Fatih Sultan Mehmet'e armağan olarak gönderince 4 yıl boyunca Türkler tarafından esir edildi. Tepeş'in babası Türkler için Eflak'ın kukla lideri olmuştu, oğulları da babalarının sadakatini sürdürmesi için esir tutulmuştu. Tepeş ise gelecekte babası gibi kukla bir lider olmak niyetinde değildi. Türklere bağlılık göstermek yerine onlarla savaşmaya karar vermişti.
1456 yılında voyvoda olunca Tepeş Romanya'nın bağımsızlığı için çalışmaya başladı. Biyolojik savaş geliştirdi, Türklerin kamplarına Türk kılığına girmiş ama bulaşıcı hastalık taşıyan kişiler gönderdi. Geride kalan Türkler Eflak'ın başkenti Târgoviş'i fethettiğinde kazıklara geçirilmiş insanlarla dolu yaklaşık 3 kilometre boyunda 1 kilometre eninde bir alan buldular.
Kazığa geçirme, Tepeşe adını veren idam yöntemiydi ve ölmek için akıl almaz derecede acılı bir yoldu. Tepeş acının en üst seviyede olması için herşeyi yaptı, kurbanlarını tepesi yuvarlaklaştırılmış kazıklara geçiriyordu ve parçalanmayı azaltsın diye onları yağlıyordu. Kazıklar kurbanın anüsünden girip ağzından çıkana kadar itiliyordu. Kazığa geçirilmiş kurban dikey olarak asılıyordu ve acı içinde bazen günlerce kıvranıyordu.
Stoker'in romanındaki yaşlı vampir hayatta kalabilmek için kana ihtiyaç duymaktadır; Tepeş ise kendi hayat boyu hedefleri için kovalar dolusu kan akıtmıştır. Tahminlere göre kurban sayısı 40 bin civarındadır. Ayrıca yemek yemek ve ölüm Tepeş'in hayatında oldukça içiçedir. Genellikle davetlileri ile onları öldürmeden yemek yemiştir ve kazıklara geçirilmiş ölüler veya ölmekte olanlar arasında yemek yemesiyle bilinir. Peki kan kurguda, alegoride ve gerçeklikte neden gücün ve yaşamın simgesi. Bir sonraki kısımda kanın sembolizmi hakkında bilgiler bulacaksınız.
| Makale İçeriği |
|---|
| Gerçek Kont Drakula Kimdi |
| Kazıklı Voyvoda |
| Kan: Yaşamın Simgesi |
Yorumlar
Üye Girişi
Siz de bildiğiniz konuları bizimle paylaşabilir, nassil.com'da yazar olabilirsiniz. Ücretsiz üye olmak için tıklayın.
